Kozak Yaylası hk. Meclis Araştırma Önergesi Verdik

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

İzmir İli Bergama İlçesinde, altın madeni arama, ruhsatlandırma ve işletme çalışmalarının bölgenin doğal yaşam ve ekolojik sisteme vereceği zararın tespit edilmesi, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında geri dönülemez ağır metal kirliliği sonucu içme, tarımsal amaçlı kullanma ve doğal yaşamın gereksinimi olan sularda yaşanacak yaşamsal tahribatın tespiti ve bölge halkının ekonomik açıdan karşılaşacakları güçlüklerin önlenmesi ve gerekli önlemlerin alınabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzüğün 104. ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz. 07.08.2018

Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır

İzmir Milletvekili

 

GEREKÇE

Kozak Yaylası, Ege Bölgesi İzmir ili sınırları içinde Bergama-Ayvalık ilçe merkezleri arasında yer alan ve Bergama’ya yaklaşık 20 km mesafede bulunan deniz seviyesinden yüksekliği 500- 1000 metre arasında değişmekte olan doğal nitelikleriyle dünyada eşine az rastlanır “ekolojik hassas” bir bölgemizdir. Bölge, Akdeniz ikliminin etkin olması nedeniyle yoğunlukla fıstık çamları ile kaplıdır. Çam ağaçlarının fıstık meyvesi taşıyan yumrusuna kozalak, ağaçların bulunduğu yere ise “kozak” deniyor. Kozak yaylası ise adını buradan almaktadır.  Burada yaşayan yurttaşlarımızın ise en büyük geçim kaynağını bölgede bulunan çam ağaçları oluşturmaktadır.

Yaklaşık 20 yıldır tartışması devam eden Türkiye’nin ilk altın madeni olma özelliğindeki Bergama Ovacık Altın Madenine verilen ÇED Raporu mahkemece iptal edilince, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aynı madene 2009/7 Genelgesine göre yeni ÇED olumlu belgesi vermişti. Oysa ki 2009/7 genelgesi, mahkemelerin ÇED raporuna karşı vermiş oldukları yürütmeyi durdurma ve hatta esastan iptal kararlarını dahi yok sayarak ÇED sürecinin yeniden başlatılabilmesine olanak sağlayan, hukuki normlar hiyerarşisine göre kanunlara aykırılık teşkil eden veya kanunları yok sayan tüzük veya genelgelerin yayınlanmasının kanunsuzluk olmasına rağmen yayınlanmış bir genelgedir ve iptal edilmelidir.

FETÖ ile mücadele kapsamında yapılan operasyonlarda TMSF’ye geçen altın madeninin Çukuralan’da üçüncü kez kapasite artışına gitmesi ile Bergama Belediyesi, EGEÇEP ve bölge halkı Çevre ve Şehircilik Bakanlığına dava açmış ve İzmir 6. İdare Mahkemesinde görülen davada mahkeme bilirkişi incelemesine karar vermişti. Nisan 2018 yılında yapılan bilirkişi raporuna göre 324 hektarlık ÇED alanının 274 hektarının orman alanı içinde kaldığı ve 3. Kapasite Artırımı Projesi ÇED alanının da önemli bir kısmının yine orman sahası içinde bulunduğu vurgulanmıştı.

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını “Hukuka aykırı olduğu saptanan dava konusu işlemin uygulanmaya devam edilmesi Hukuk Devleti ilkesine aykırı bir durum yaratacak ve davacılar yönünden telafisi güç zararlara neden olacaktır” ifadeleri ile açıklamasına rağmen Koza Altın Şirketi’nin eksiklikleri giderip tekrar izin için başvuracağına dair bilgiler ise bölge halkını tedirgin etmektedir.

Maden faaliyeti esnasında 10 binin üzerinde ağaç kesildiği belirtilirken konunun uzmanları tarafından bölgede bulunan derelerin kaynağından denize döküldüğü yere kadar olan bölge ile suların asit maden drenajı yönünden izlenmesi gerektiğini belirttikleri bilinmektedir. Bununla beraber yöre halkının en önemli ekonomik ürünü olan fıstık çamı ağaçlarının da maden çalışmaları nedeniyle zarar göreceği ve bunun hem bölge halkının ekonomisine hem de doğal yapıya zarar vereceği yadsınamaz bir gerçekliktir.

Aynı zamanda Mera kullanım alanlarının izinlerinin dahi alınmadan yapılacak madencilik faaliyeti, mera alanlarımızın yok edilmesine ve bölgede hayvancılık yapan üreticilerimizin de mağduriyetine neden olacaktır.

Verilen bilirkişi raporlarında bahsedilen genişlikteki alandaki doğal yapı ve bitki türleri ile suların ve fıstık çamı ağaçlarının zarar görmeyeceğinin iddia edilmesi ise gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım değildir. Bu çalışmalar esnasında yeraltı sularının da zarar göreceği ve bölge halkının içme suyu kaynaklarının kirleneceği de uzmanlarca sıklıkla dile getirilmektedir.

Anayasa’da yer alan; “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56.maddesinde:Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmü yer almaktadır. Anayasa’da yazılı yer alan amir hüküm gereğince yurttaşlarımız üzerine düşen ödevi her fırsatta bu madenin çevreye ve doğaya verdiği zarara karşı çıkarak yerine getirmektedir.

Ancak tüm bunlara rağmen Kozak yaylasında ve çevresinde maden çalışmalarının yapılmasında ısrar edileceği de anlaşıldığından, söz konusu altın madeni arama, ruhsatlandırma ve işletme çalışmalarının bölgenin doğal yaşam ve ekolojik sisteme vereceği zararın tespit edilmesi, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında geri dönülemez ağır metal kirliliği sonucu içme, tarımsal amaçlı kullanma ve doğal yaşamın gereksinimi olan sularda yaşanacak yaşamsal tahribatın tespiti ve bölge halkının ekonomik açıdan karşılaşacakları güçlüklerin önlenmesi ve gerekli önlemlerin alınabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzüğün 104. ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.